selim's profileالله اكبر !! the right w...PhotosBlogListsMore Tools Help

selim sagman

Occupation
YES ALLAH NO PROBLEM.
No list items have been added yet.
There are no music lists on this space.

Windows Media Player

الله اكبر !! the right way Islam الله اكبر!!

­السلام عليكم و رحمة الله و بركا
Photo 1 of 14
January 27

ırak

 
@ Yahoo! Video
January 17

ben bu aşkın militanıyım

 

Ben Bu Aşkın Militanıyım

Sizi ateşe doğru koşmaya davet ediyorum bayan. Üstünden sürüldüğümüz toprakları ve saraylara rehin bıraktığımız kalplerimizi geri almalıyız.

Geri almalıyız kulağımıza fısıldanan isimleri ve unutmamız için çırpındıkları zihinlerimizi, yoksul evlerde öğrendiğimiz alfabeyi, ceketlerimizin sökük uçlarını, kapılardan önümüzü iliklemeden girme cesaretini, umarsız tarihi, sarhoşluk bilgisini ve kötü vatandaş olma hakkını geri almalıyız. Sözümü?, üstüne söz söyletme kimseye bayan.Silelim gözlerimizden işgalcilerin çığlıklarını ve yalanlarını onların kopartıp atalım kulaklarımızdan.

Bütün yeryüzü ülkemizdir bizim ve kurtuluş bir zerdali gibi duruyor dünyanın bütün ağaçlarında. Dünyanın bütün ağaçları aşkımızın özgür topraklarını bekliyor. İnsana, halka, toprağa, havaya ve suya olan büyük aşkımızın topraklarım bekliyor hayat. Ve durmak yok birbirimizin cesaretine doğru sürdüğümüz atlara. Cesaret, ne bol sıfırlı bir çek, ne de üçyiiz kilometre hızla sürülen son model arabadır.

Cesaret, senin ellerinden benim ellerime taşınan ısı ve benim gözlerimden sana doğru uçan narin bir kelebektir. Kırılgan ve şeffaf olduğu için gereklidir cesaret ve cesur adımlarımızla şekillenir aşkımız.



Sizi kavgamın kenar mahallesine davet ediyorum bayan ve kavganızın kanatlarına kanatlarımı eklemek istiyorum. Uçmak özgürlük sevdalılarının işidir, özgürlük sevdalılarının işidir yüksek duvarların ardındaki bahçelerden meyve çalmak ve padişah çocuklarını ayartıp, onlan kavganın demir bir yumruğuna çevirmek bizim işimizdir.

Beş parmağın beşi de birdir birbirimize uzattığımız elde ve tut kalbimi sıkmaktan dolayı terlemiş ellerimi, tut ve onlara dünyayı tanıt. Bütün topraklan, bütün ağaçlan, bütün çiçekleri, bütün hayvanları, bütün köyleri, bütün ışıkları, bütün sesleri tek tek.tanıt ellerime. Ben aşkınızın militanıyım bayan. Çekip fünyesini kalbimin aramızdaki engellere doğru koşuyorum. Birazdan büyük bir patlamayla aydınlanacak gece ve o bir saniyelik aşk en uzun hayatlardan daha uzun kalacak yeryüzünde. Bana kutsallarım için Ölmeyi öğretiniz ve ben hiç sönmeyen bir ateşe avuçlarımızı uzatmanın güzelliğini haykıra-yım size. Bütün güzellikleri haykırayım ve sesim bir sarhoşun hiç ayılmak istemeyen gözleriyle tarif edilsin. Fakat hiç kimsenin tarif etmesine izin vermeyelim içimizdeki yanardağı.

Sizi aynı elmayı ısırmaya davet ediyorum bayan. Halkımızın bakışlarıyla kızaran o elmaya kalbimizin atışlarını da ekleyip dünyanın uçlarına doğru atmalıyız. Lübnanlı bir savaşçı avuçlarında sıkıp başka bir toprağa fırlatmah özgürlüğün meyvesini. Etiyopyalı bir bebek bulmalı onu. Bütün bebeklerde çoğalmalı bizim aşkımız. Karanlık hedeflere doğru sıkılan silahların sesini tercih etmelisin "seni seviyorum" cümlesinin yerine. Ve beni hatırlamak istersen bir Çeçen çocuğun gözlerine bakmalısın. Ben ve bütün kardeşlerim, bu 6 milyar kara çocuk, aynı hızla bakarız sevdiklerimizin gözüne. Hızıma hızınızı da katın bayan. Gölgesiz bir hayata inandık birlikte. İnandık birlikte ekmeğin ekmek, ateşin ateş, ölümün ölüm olduğuna. Ve Özgür bir ölüm fikriyle alevlendi hayat. Yeşeren herşeyi tutsak halkların koynunda sakladık ve bir devrimci annesinin cesaretiyle koruduk kalplerimizi. Koruduk kalplerimizi işgal ordularından ve devasa bir bayrak gibi dalgalandı çocuklarımız. Bana çocuklarımızı anla! ve hiç susma yüzlerini yüzüme ezberletirken.

Sizi Beyaz Saray'ı yakmaya davet ediyorum bayan. Biz bir çift gövde olarak dünyanın her yerinden aynı anda yürüyebiliriz. Aynı anda aynı cümlelerin şiddetiyle sarsılabiliriz silahlarımızı temizlerken. Bilin ki silahlarınızı sevdim sizin ve tetikte bekleyen gözlerinizi. Siz uyurken başınızda nöbet tutmak istiyorum bayan. Karanlık pusulardan korumak istiyorum düşlerizi. Biz bir doğumun iki ucuyuz ve bir karanfil gibi büyüttük yüreğimizi. Bir karanfil hayata sevdalı. Bir karanfil özgür şarkılar için. Şarkılarınızda bana da yer açın ve daha da genişlesin avuçlarımdaki harita. Serip o haritayı yemek yediğimiz masaya savaş planlan yapalım birlikte. Aşk bir savaştır ve iki kişilik bir ordu bile yeter zafer kazanmaya. Beni zaferinize kabul edin bayan. Yaralarınıza yakın tutun beni ve bir kör kurşunu birlikte ısıralım.

Aynı kurşunu bölüşmektir benim aşkım. Cephaneni bitince sizin kurşunlarınızla doldurayım tüfeğimi. Siz tüfeğinizi bir şehri yakmanın çılgınlığıyla doldurun. Koşalım bizden önce koşanların peşi sıra. Aşk bize yoldaş.

İdris ÖZYOL...(BİR OVERLOKÇU KIZA İLANI AŞK)

EY NEFSİM !

EY NEFSİM !

Ramazan Kayan

Ey nefsim, kendi gerçeğinle yüzleşmeye hazır mısın? Hesaptan önce hesap vermeye ne dersin? Halkın sevgisini ararken, ALLAH’ın nefretinden emin misin?
Kendine karşı sadakatini kaybetme...
Elest bezmindeki ahd-ü misakını unutma...
Ey kendi başına buyruk nefsim!
Sevdaların, korkuların, kaygıların?! Evet biraz açar mısın? Kalp ritmini zorlayan heyecanlarından bahsetsene! Hangi limana demir attın?
Göze gireyim derken, gözden düştüğünün farkında değilsin... Övünmek ve saygınlık kazanmak için bu ne hırs? Kendini beğenen nefsim şöyle demen gerekmiyor mu?
“RABBİM BENİ BANA BEĞENDİRME.”
Bilmediklerine “ben bilirim” demekten vazgeçmeyecek misin? Hala “bilmiyorum” demeyi bir nakısa olarak mı göreceksin?


NEFSİM! Kitab’a karşı neden soğuksun? Namaza neden ağırsın? Kardeşlerine niçin mesafelisin? Aktüaliteye meraklı, Ahiret’e duyarsızsın...Hangi kulvarda geziniyorsun? Başını almış nereye gidiyorsun?


Ne zaman samimi olacaksın... Riya ile kendine zulmetme...Toplum içinde kıldığın namaz ile yalnız iken kıldığın namaz arasındaki farkı nasıl izah edeceksin?
Nefsim! Rabb’imin “Feveylun” dediğini duymuş olman lazım... Namazında kendine yazık etme... riya bulaşan namaz başına bela olmasın...
Okuduğun Kur-an sana zulmetmesin... Nice Kur-an okuyanlar var ki, Kur-an onlara lanet eder. Bunu biliyorsun.


Ey kendine zulmeden nefsim!
Günah işlemekte ne kadar cesursun.. .Ateşe dayanma gücünü nerden alıyorsun?
Nefsim ebedi ve ezeli düşmanına, şeytana açık veriyorsun... Düşmanını küçümsüyorsun...


Nefsim!
Niçin susuyorsun? Çünkü suçlusun... Haydi itiraf et... Dönsene... Gel tevbeye...
Ey nefsim hala kendini temize çıkarmaya devam edecek misin? Oysa Hz. Yusuf Nebi şöyle diyordu: “Ben nefsimi temize çıkarmıyorum.”
Yusuf’un yapmadığı tezkiyeyi yapıyorsun.
Bak dinle Kur-an ne diyor:
“Nefislerinize tezkiye etmeyiniz.” (Necm- 32)


Ey nefsim!
Kendini güvende mi hissediyorsun? Oysa Hz. Muhammed (s.a.v), kızı Fatıma’ya güvence vermemişti...
“Kızım Fatıma nefsini ateşten koru, kıyamet günü senin için elimden bir şey gelmez.”
Yoksa kimsenin bilmediği güvencelerin mi var?
Hz. Muhammed’in kızına vermediği garantiyi sana veren mi var? Nefsim topraktan geldiğini unutmuş gibisin... Azrail ile randevunu erteledin mi yoksa?
Ey yaşam hırsı ile sersem hırsım!
Hz. Muhammed’den geriye kalan neydi?


Nefsim!
Mutmain misin? Samimi misin?
Haydi rabbine dön! Sen dönmek istemesende dönüş O’nadır... Sen Rabb’inden? Rabb’in senden razı mı?
Uyarıya muhtaç nefsim, kendini müstağni görme... Yoksa samimiyetsizliğini gizlemek için mi samimiyet edebiyatı yapıyorsun.?


EY NEFSİM! HALİS OL Kİ, HALAS BULASIN!..
October 02

Kurana sarılmazsan eğer yese düşersin

Image Hosted by ImageShack.us

 

 

 

Kurana sarılmazsan eğer yese düşersin"

"İmkânsız" mı dedin?
Olur mu dostum, hiç yakışır mı sana?
Neden Allah yokmuş gibi konuşuyorsun? Bilmiyor musun; Allah yokmuş gibi konuşmak günahtır.
Allah var. Allah'a iman var. İman varsa imkân var. Allah'ın olduğu yerde "imkânsız" demek olur mu?
Yoksa sen yaptığın işe besmelesiz mi girişiyorsun?
Bismillah demek, "Ben bu işi Allah sayesinde yapıyorum" demektir. Yine "Ben bu işe Allah'ı dahil ediyorum" demektir. Ve "Allah'tan yardım istiyorum" demektir. Dahası, "Ben bu işi Allah'a ısmarlıyorum" demektir.
İmkân dediğin nedir ki dostum?
Eğer imkânı olanlar daha çok infak etseydi, Allah yoluna en çok verenler en varlıklılar olurdu. Bak etrafına, bunun hiç de böyle olmadığını görürsün. Kaldı ki, insan olmak bir imkândır. Akıl paha biçilmez bir imkândır. Sıhhat bir imkândır.
Dahası, Allah sonsuz imkândır. Kur'an imkândır. Peygamber imkândır. İman imkândır. Namaz imkândır. Oruç imkândır. Bütün bu imkânlardan ne kadar yararlandın? Mesela, Allah'ı imkân olarak gördün mü?
Çocuklarının geleceğini düşünürken, ailenin geleceğini düşünürken, yaşadığın toprakların geleceğini düşünürken, ait olduğun medeniyetin geleceğini düşünürken? Evet bütün bunları düşünürken, Allah'ı da hesaba dahil ettin mi?
Sevr'in eteğinde dolaşma dostum. Eğer Mekke'nin hakkını verdin ve imkânların tümünü tükettinse, yeni imkânlar üretmek için Medine'nin yollarına düş. Düşmanların kalabalık olabilir. Korkma! Dostun büyük, en büyüktür. Fakat En Büyük Dost'un yardımı, kulun gücünün bittiği yerde gelir. O yer, Sevr'in zirvesidir.
Sevr'in eteğinde oturma. Haydi, davran ve tırman. Yükseğe, daha yükseğe, en yükseğe.
Ne var Sevr'in tepesinde?
Allah'ın vaat ettiği yardım var.
Niçin oradadır Allah'ın vaat ettiği yardım?
Orası kulun gücünün bittiği yerdir de ondan. İlahi yardım, kulun "Ben bittim ya Rab!" dediği yerde yetişir. Sünnetullah bu, Allah'ın geleneği bu, değişmez âdeti bu. Akıllılık, Allah'ın sünneti bana uysun diye beklemek değildir. Akıllılık, Allah'ın sünnetine uymaktır. O'nun eşsiz çalışma tekniğini çözmektir. Bu tekniğin sırrına erip, gereğini yapmaktır.
Peki, nasıl olacak bu iş?
Kolay dostum, çok kolay. Şu formülü unutma: Öncekiler neyle felaha erdilerse, sonrakiler de aynı şeyle felaha erecekler. Çağ değişir, zaman değişir, mekân değişir, imkân değişir, alet değişir. Fakat ?âdet' değişmez, temel zaafları ve meziyetleriyle insan değişmez.
İnsan tutmalı dostum, insanı tutmalı. Hiç olmazsa, takım tutanlar kadar heyecan ve aşkla. Hiç olmazsa, zar atanlar kadar umutla ve şevkle. Hiç olmazsa, boğazına kadar günaha batanlar kadar cesaret ve cüretle.
İnsanı tutmalı ve onu onarmalı. İmha olmuş insanı inşa etmeli. Bunun için de yüreğine açılan kapıyı bulup tıklatmalı. Açılmıyor diye ayrılmamalı. Günlerce, haftalarca, hatta aylarca beklemeli. Ha açıldı ha açılacak diye. Kâbe'nin kapısında bekler gibi beklemeli. Açılırsa eğer, Kâbe'ye girer gibi girmeli; heyecan zirvede, aşk dorukta?
Kalbe, kalplere giden yolun harita ve pusulası yerine vahyi almalı, Kur'an'ı almalı. Satırdaki âyetlerle sadırdakileri, tohumla toprağı, etle tırnağı, anayla evladı, bülbülle gülü buluşturur gibi buluşturmalı. İş budur, eylem budur, yol budur. Tıpkı Kur'an şairi Akif'in dediği gibi:
Allah'a dayan saye sarıl hikmete râm ol
Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol
Allah'a dayan gâyene tevfikini versin
Kur'an'a sarılmazsan eğer yese düşersin.

MUSTAFA İSLAMOĞLU

 

September 22

EFENDİM

 

 

Efendim

 

 

 

MEDİNE

Yokluğunda seni özledik.

Sana değen rüzgarı, seni örten bu­lutu özledik. Özlemeyi, özlenilmeyi, sevmeyi, sevilmeyi, sevindirmeyi, sevindirilmeyi özledik Efendim.

Aşkı, gözyaşını, müsamahayı, ah­lakı, adabı, ihsanı, irfanı, iz'anı, fe­raseti, basireti, şecaati, celadeti, adaleti, meveddeti, muhabbeti özle­dik.             .

İzzeti, hikmeti, fıtratı, şefkati, hür­meti, devleti özledik.

Senden sonra tefrika meşrebimiz, taklit mezhebimiz, cehalet mektebimiz, atalet fıtratımız, hamakat şöhretimiz, ihanet sıfatımız, küffar velinimetimiz oldu.

Efendim,

Sen kendini 'abduhu ve rasuluhu: O'nun kulu ve elçisi' olarak takdim etmiştin. Sana iman eden bazıları sana hürmet adı altında seni kulluktan 'kurtarıp' melekleştirerek hayattan dışladılar. Bu ifrata karşı başka bazı­ları da tefrite sapıp seni 'güzel örnek' olmaktan çıkarıp bir 'postacı', bir 'ara kablosu' seviyesinde görerek hayattan dışladılar.

Bunların hepsi sana iman ediyor­du. Ama seni hayatımızdan çıkarma­nın ızdırabını çektirdiler bize. Bu işi, göğe çekerek ya da yere sokarak yapmaları sonuçta hiçbir şeyi değiş­tirmedi.

Allah seni 'güzel örnek' olarak  gös­terdi. Sen, Kur'an'ın konuşanı, yürü­yeni, hareket edeniydin. Tıpkı bir an­nede spermin insana, bir ağaçta su­yun meyvaya, bir arıda tozun bala, bir tavukta darının yumurtaya, bir ko­yunda samanın süte dönüşmesi gibi, ayetler sende hayata dönüşüyordu.

Allah ısrarla seni örnek gösterirken, birileri ısrarla 'kitab'ı, kitapları örnek göstermekte direndiler. Öylesi işlerine geliyordu, cansız bir nesneyi ör­nek edinmekle, canlı bir insanı örnek edinmek aynı olur muydu?

Efendim ,

Kitapsızlıktan değil, 'peygambersizlikten' kırıldık. Yokluğumuz pey­gamber yokluğu. Seni hatırlatan, se­ni andıran insanların hasretim çeki­yoruz. Çocuklarımız peygamberi so­runca 'evladım onun ahlakı tıpkı fa­lancanın ahlakı gibiydi' diyeceğimiz insanlar yok denecek kadar az.

İnsanlık destanıyla yaşıt olan vahiy sürecinde birçok kitapsız peygamber gelmişti de, bir tek 'peygambersiz ki­tap' gelmemişti. Sayemizde yaşlı dünya ona da şahid oldu efendim. Peygambersiz Kitab'a, Muhammed aleyhisselamsız Kur'an'a da şahid  ol­du. Şimdi Kur'an mahzun efendim , Kur'an öksüz. Seninle Kur'an'ın  arasını ayırdık, etle tırnağın, toprakla to­humun, anayla evladın arasını ayırır gibi.

Gel de bir bak Efendim, bu maz­lum ümmetin hali pür melaline. Bı­raktığın din tanınmaz hale geldi. Bı­raktığın sitenin harabelerinde bay­kuşlar tünedi.

Gün geçmez ki ümmetin coğrafyasından feryat yükselmesin, oluk oluk kan akmasın.

Bir olarak  bıraktığın ümmetin kaç parçaya ayrıldığının sayısını onu parçalayanlar dahi unuttu.

Bıraktığın kutlu mirası hovarda mi­rasyediler gibi parçalayarak paylaş­tık Efendim . Nebevi mirasın irfani ve ahlaki boyutuna bir hizip, ilmi ve fik­rî Boyutuna bir başka hizip, siyasî ve hareketi boyutuna  ise daha başka bir hizip sahip çıktı. Yüzyıllardır tüm bu hizipler ellerindeki parçanın 'bütü­nün kendisi' olduğunu iddia etmekle ömür tükettiler. 'Her hizip ellerindeki parçayla övünüp durdu.' Hepimiz hakikatin merkezine kendimizi oturtup 'hak benim' dedik.

Oysa ki Efendim, bazen parçala­nan hakikat hakikat olmaktan çıkar. Ait olduğu bütün içerisinde anlamlı olan bir parça o bütünden ayrılınca anlamsızlaşabilir. Bunu farkedemedik Efendim .

Efendim ,

İsrailoğulları, peygamberlerini kat­lediyorlardı. Biz de senin güzel hatı­ratını, emanetini, adını ve sünnetini katlettik. Seni katlettik Efendim .

Kimilerimiz için sen hiç ölmedin, o ender bahtiyarlar seni hep içlerinde, işlerinde, hayatlarında, düşüncelerinde, duygularında, eylemlerinde, evlerinde yaşattılar.

Kimilerimiz içinde sen hiç doğma­dın. Onlar hep senden mahrum yaşa­dılar. Şol mahiler ki derya içreydiler, deryayı bilmediler.

Varlığının kaç bahara bedel oldu­ğunu bilmeyenler yokluğunun ıstırabını nasıl duysunlar Efendim ?

Seni çok seviyoruz, seni çok öz­lüyoruz.

Bize kırgın mısın Efendim ?

( 12 Mart 2001 )

MUSTAFA İSLAMOĞLU 

 

nakışta osmanlı çizgisi

August 30

thank you for visit my spaces

                                                      

 

                     

         

 

free hit counters
Red Envelope Coupons

   

sayfama zaman ayırdığınız için teşekkür ederim

August 13

Kardeş spaceler

           
                                                        The Right Way İSLAM  
  
          ESAT TORİK ADANA-TURKEY’adresine ulaşmak için Tıklayınالسلام عليكم و رحمة الله و بركاته 
Sevgililer Sevgilisine Güller   ASIL KRAL’adresine ulaşmak için Tıklayınmsn türkiye
                               
  levent desperado    BÜYÜKŞEF